
Bir öğrencinin en mutlu günü, eline burs parası geçtiği gündür. O gün de öyleydi. Burs parası kadar helal, havadan ve tatmin edici bir para var mıdır? Çalışarak elime geçen para, o paralar kadar tatlı değil vallahi.
Eminönündeki seyyarlardan kot bakındım. “Abi 501!” dedi. “Bana bak bu 501 olayı o kadar baydı ki seni şuraya yatırır, 501 kere …” demedim. Yemez zaten.
Meslek lisesindeyken bir kız vardı. Nerden bulmuşsa bulmuş, bir 501 ayakkabısı vardı. Neymiş, ayakkabısı bağlıysa dolu, bağlı değilse boşmuş. Keçiye abdurrahman çelebi denen günlerdi. Üste para verseler çıkmayacağım bir kızdı, ama bir sürü talibi vardı. Nede olsa meslek lisesinde adam başına gramla kız düşerdi.
İnadına başka bir pantolon bakındım. Her zaman olduğu gibi denemeden aldım. Nerede deniyeceksin zaten?
Ama yadırgamayın. İnsan denemeden ala ala bir bakışta o kıyafetin kendine olup olmayacağını anlama yeteneğini geliştiriyor.
Uça uça eve gittim. Önce vapur. Sonra otobüs. Denedim yeni kotumu. Olmuştu işte. Hafiften dardı, ama olsun. İdare ederdi. Artık bir pantolonu giyerken diğerini yıkamam gerekmiyordu.

Derse geç kalmışım. Koştum ana kapıya kadar. Kapıdan geçince kasıla kasıla yürüdüm. Madem geç kaldım koşmanın anlamı yoktu. Anlamsızca büyük bahçenin değişik yerlerinde dolaştım. “Yeni kotumu gördünüz mü?” der gibiydim.
Bir ara üç kız beni takip etti. Dötüme bakaraktan “Ohh, kota bak… Sımsıkı!” dediler. Issız bir dağda, mağarasında kışı yalnız geçirmiş bir ayı kadar abaza olmama rağmen; ben de ne buna cevap verecek medeni cesaret; ne de hazırcevaplık olduğu için kilitlendim, yapabileceğim en iyi şeyi yaptım. Arkama bile dönüp bakmadan, taze bir manken edasıyla kırıta kırıta uzaklaştım.
Olsun, pantolon süperdi. Onaylanmıştı hatta.
Daha sonra fakülteye girdim. Biraz arkadaşlarla laklak yaptım. Bir ara yalnızken Göksel, “Lam oğlum donunun içine kağıt mı doldurdun, ne o kabarıklık” dedi. Eğildim baktım. Ereksiyon yoktu. Kağıt da yoktu. O kısım öyle kabarık duruyordu. “Lan oğlum, ne kağıdı, bildiğin takım taklavat” dedim. İnanmadı. “Hadi hadi” dedi. Pişmiş kelle gibi sırıtarak uzaklaştı.
O akşam eve gururla gittim. Yeni kotuma Rıfkı adını verdim. Çekyatımda pantolunumu çıkarmadan
uyudum.





(